ESL CC11 SON PLAYOFFLAR

Sitemizde Electronic Sports League Country Championship 2011 Playoffları hakkında yazdığımız son yazıda Lower Bracket final maçı olan [flag=uk] Birleşik Krallık – [flag=es] İspanya maçını duyurmuştuk. Ondan önce ise 7 Haziran gecesi oynanan 3 playoff maçını, geçmişini ve sonraki maçlarını anlatan, Playoff Gecesi Mercek Altı adlı bir inceleme yazısı yazmıştık. Geçen zaman içerisinde duvardan veya fikstürümüzden gelişmelere yer vermiştik ama şimdi geçen incelemenin devamı niteliğinde bir inceleme ile tekrar karşınızdayız.

ESL CC11’de geriye bir tek büyük final maçı kaldı ve L.B. finalinde İspanya’yı devirerek gelen Birleşik Krallık ile, Birleşik Krallığı U.B. finalinde yenen [flag=de] Almanya bu maç için tekrar karşı karşıya gelecek. Böylece Avrupa ve Kuzey Amerika’nın en iyi milli takımı belirlenmiş olacak. 27 Temmuz’da belki de izleyici rekorları kıracak olan bu maç öncesinde bir de bizim anlatımımızdan bugüne kadar ne olup bittiğini okumanızı tavsiye ediyorum.

Öncelikle var olan maçları bir hatırlayalım:

  • Upper Bracket Final: [flag=de] Almanya – [flag=uk] Birleşik Krallık
  • Lower Bracket Raund 2: [flag=us] ABD – [flag=pt] Portekiz ve [flag=se] İsveç – [flag=es] İspanya

Öncelikle İsveç – İspanya maçıyla başlamak istiyorum. Önceki makalemde İsveç’in yıllar içerisindeki güç kaybını uzun uzadıya yaptığım bir araştırmanın sonucu olarak yazmıştım. [flag=fi] Finlandiya – İspanya maçını anlatırken de İspanya’nın [flag=es] longas(scout) ve [flag=es] Mister takımı önderliğinde başlayan çıkışını ve özellikle [flag=es] Jan‘ın dünyanın en iyi Soldierlarından biri olarak görülmeye başlamasını anlatmıştık. Bana kalırsa tamamen ortada bir maçtı, en azından öyle başladı.

[match id=”8″]

İlk harita badlands maçın hakkını veriyordu, karşılıklı raundlar alınıyordu. İsveç takımında bilindiği üzere süperstar scoutlar, çoğu kişi tarafından Avrupa’da en iyi kabul edilen, [flag=se] wltrs ve [flag=se] bybben ön plandaydı. İspanya tarafında da Jan takımını sırtlamak için elinden geleni yapıyordu.

İsveç'in boydan boya domineleri dikkat çekiyor.

Benim de canlı olarak izlediğim maçta, tam bir taraf üstünlük kurdu diye beklenirken dengeler bir anda tersine dönebiliyordu. Yanlış hatırlamıyorsam ilk raundu İspanya kazandı ve tam ikinci raund için de giderlerken wltrs ve bybben’in yaptığı backcap İsveç’in o raundu hızla kazanmasına ve yakaladıkları ivme ile de fark açmalarına neden oldu.

10 dakika sonra Jan'ın domineleri.

Hal böyleyken ilk harita İsveç’in 6-4‘lük üstünlüğü ile sona erdi. Diğer haritalar ise –en azından benim için– birer faciaydı. Gullywash ve granary İspanya’nın 5-0 ve 6-1‘lik üstünlükleri ile sona erdi. Böylece İspanya önce Avrupa’nın en büyüğü sayılan Finlandiya’yı, daha sonra da en büyük ikinci takım olarak bilinen İsveç’i turnuva dışı bırakmış oluyordu ve lower bracket üzerinden turnuvadaki yoluna devam ediyordu.

Yanlış hatırlamıyorsam 13 Haziran’da, aslında İsveç – İspanya(14 Haziran) maçından bir gün önce oynanması gereken Portekiz –  ABD maçı ayın 15’ine, yani İsveç maçının ertesi gününe ertelenmişti.

[match id=”9″]

Portekiz tarafında her zamanki gibi [flag=pt] Coinz ön plana çıkarken, bu sefer [flag=pt] t0da da çok güzel bir performans sergileyerek beğeni almıştı ancak bu onların turnuvaya veda etmesine çare olamıyordu. Özellikle benim de [flag=england] Byte ve [flag=england] Greg‘in spikerliğindeki VanillaTV’den canlı olarak büyük bir zevkle izlediğim ve karşılıklı raundlar alınarak 4-3’lük skorla biten snakewater(vanillatv yayın tekrarı) haritasını izlemenizi tavsiye ediyorum. Snakewaterı Amerikalıların seçtiğini ve Portekizlilerin biraz yabancı olduğunu da hatırlatalım ama buna rağmen ABD tarafından Byte’ın da deyimiyle “massive fail“lar geldiğini gördük. Her şeye rağmen bizde güzel anılar bırakan bir maç oldu.

Uzun geçen gecenin ardından yatıp sabah kalktığımda ise çok farklı ve şok edici bir tablo ile karşı karşıyaydım. Amerikalılar dün geceki maçta ESL Wire Anti-Cheat programını indirmediği ve kullanmadığı için maçın tekrarlanması gerekiyordu, aslında hükmen galibiyet de alınabilirdi ama Portekizliler tabi ki tekrarlanmasını seçti. Ayın 19’una ertelenen maç Amerikalıların kadro toparlamadaki zorlukları, gecikmeler vs. de üst üste binince artık daha fazla uzatmanın anlamı olmadığından hükmen Portekiz’e verildi.

Böylece Lower Bracket’ın sondan bir önceki maçı Portekiz – İspanya oluyordu. Favori taraf tabi ki hızını alamayan İspanya’ydı. Ve yine İspanya’nın son yaptığı iki maç gibi bu maç da üçüncü haritaya kalarak bize uzun bir gece yaşattı. Son tahlilde gülen taraf yine İspanya’ydı.

[match id=”16″]

Lower Bracket finale kalan ilk takım İspanya olurken, Upper Bracket finali kaybedip L.B. finale düşecek olan takım henüz belli değildi. Daha da önemlisi kazanıp Grand finale kalacak olan takımdı tabi. Bunun için turnuvanın en güçlü iki takımı U.B. finalde karşı karşıyaydı: Almanya – Birleşik Krallık.

Almanya’yı önceki makalemde geçmişiyle birlikte anlattım. Genel olarak bahsetmek gerekirse Scout’ta [flag=de] stefan([flag=eu]Epsilon), [flag=de] basH([flag=nl]Team Thermaltake) gibi uzun zamandır –eski [flag=de] ButtonBashers takımı da dahil olmak üzere– beraber oynayan bir ikili, [flag=de] Thy(yeni [flag=eu]idk?’da oynuyor) gibi bir Demoman ve Sezon 8’in en iyi Soldier ödülüne sahip olan [flag=de] GeaR([flag=eu]Epsilon). Hepsinin ButtonBashers’ta uzun dönem beraber oynamış birer Premier div oyuncusu olduğunu söylememe gerek yok sanırım. Onun dışında yeni kurulan idk? takımında yer alan [flag=de] Kurt(medic), [flag=de] klaR(soldier) gibi oyuncular da var ki; onlar da tanınan Div1 oyuncuları. Aslında Almanya gibi bir takımın premierden aşağı inmesi üzücü diyecektim ama Finlandiya bile bu durumu yaşayınca ve artık sitemizde defalarca kez bahsedince tekrar söylemeye gerek yok diye düşünüyorum. (Not: Parantez içlerindeki takım isimleri oyuncuların maçlar yapıldığı sırada değil, şu an bulundukları takımlardır.)

[match id=”20″]

Birleşik Krallık ise herkesin bildiği gibi kaptanlığını geçtiğimiz aylarda [flag=england] dunc‘tan devralan [flag=england] Byte‘ın aynı [flag=eu] TCM-Gaming’i tekrar yaparkenki sanatçılığıyla ortaya koyduğu bir eser. İngiltere’de, her ne kadar oyunu bıraksa da, [flag=uk] Shintaz gibi ekoller olmasına rağmen birçok kişinin koltuğunun tescilli olmaması nedeniyle değişik kafalardan değişik sesler çıkmaya başlamıştı. [flag=uk] Monster Munch gibi tamamen İngilizlerden oluşan takımlardan tutun da Premier Division’da dağınık olarak bulunan [flag=england] JoeyC(Fisshu) gibi oyunculara kadar birçok İngiliz oyuncu top Team Fortress 2’de yer almaktaydı. Byte’ın kurduğu kadroya dahil edilmeyen bazı çevreler(Byte’ınkiyle beraber 3 farklı takım ediyor) kendi aralarında ESL’nin düzenlediği küçük bir müsabakada karşılaştılar ve Byte’ın kurduğu kadronun en güçlü olduğuna, böylece Birleşik Krallık milli takımını temsil etmesi gerektiğine karar verildi. Aslında Byte’ın söylediğine o kişilerin çoğu da Byte tarafından trial edilmiş ve zaten Byte kendi kadrosunu herkes arasından en doğru şekilde seçmiş.

Böylece mütevazi olarak görülen ama Country Championship boyunca gürleyen Birleşik Krallık kadrosu şöyle oluşuyordu: Scoutlarda [flag=uk] Greg([flag=uk]Infused.Tt) ve [flag=uk] Fisshu([flag=nl]Team Thermaltake), Soldierlar [flag=uk]/[flag=wales] Mike([flag=uk] Infused.Tt) ve [flag=uk] flisko([flag=eu]TCM-Gaming), Demoman olarak [flag=uk] Numlocked([flag=uk]Infused.Tt) ve Medic rolünde de [flag=uk] Byte([flag=eu]TCM-Gaming). Zaman zaman Infused’dan [flag=uk] nvc ve Team Thermaltake’ten [flag=uk] kaidus da maçlarda yer alabiliyordu tabi.

Sonuç olarak Almanya’nın favori olduğu, herkesin heyecanla izlediği ve 3. haritaya uzayarak kalitesine yakışır bir şekilde kıran kırana geçen maçı Birleşik Krallık kaybedip L.B. finaline düşerken Almanya da büyük final biletini almıştı.

[match id=”25″]

Lower Bracket finali olan Birleşik Krallık – İspanya maçı o kadar kısa ve net geçti ki, yazıyı da aynı şekilde yazmak istiyorum. İspanya, her ne kadar Finlandiya ve İsveç gibi iki büyük efsaneyi yenmiş olsa da, aslında herkes biliyordu ki bir yandan da ciğerleri yetmeyen iki “hasta adam“ı yenmişti. Ardından onlar için “best rival” diyebileceğimiz Portekiz’e karşı galibiyetleri de iyice moral vermişti. Bütün bu yolculukta Jan’ın da Amerikalılar tarafından dünyanın en iyi soldierları arasında anıldığını da gördük ve milli maçlarda onun katkı payını inkar edemeyiz. Ancak Birleşik Krallık U.B. ilk raundunda yenip L.B.’a düşürdüğü İspanya’yı L.B. finalde de affetmedi ve yine onlar gibi taze kan olan bir kadro ile onları yenip, bu kadar ilerlemişken turnuva dışı bıraktı.

Benim de canlı olarak ve büyük bir rahatlıkla izlediğim maça dair anlatılacak tek şey Birleşik Krallık’ın ilk haritada 5-0 gibi rahat bir skor alıp ikinci harita da 3-0 geri düştüğü. Tam üçüncü haritaya uzayacak diye düşünürken bir bağlantı arızası nedeniyle Pause geldi ve o arada Birleşik Krallık takımı ne konuştu bilmiyorum ama ardından sanki doping almış gibi bir çıkış yaparak maçı 6-3 olarak çevirdi. Bu iş tereyağından kıl çeker gibi iki haritada bitti.

Sırada [flag=de] Almanya – [flag=uk] Birleşik Krallık büyük final maçı var. Bir aksaklık olmazsa 27 Temmuz akşamı izleyeceğiz ve tüm dünyanın gözü bu maçta olacak. Şimdiden herkese iyi seyirler ve iyi eğlenceler diliyorum.

-[flag=tr]Güven

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir